Hızla Değişen Uyuşturucu Piyasasında Avrupalılar İçin Yeni Sağlık Riskleri

AVRUPA UYUŞTURUCU RAPORU 2026: ÖNEMLİ GELİŞMELER

Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansı (EUDA) tarafından bugün yayımlanan Avrupa Uyuşturucu Raporu 2026: Eğilimler ve Gelişmeler başlıklı rapora göre, Avrupa’da uyuşturucu kullanan kişiler, uyuşturucu piyasalarının hızla değişmesi ve daha karmaşık hale gelmesi nedeniyle yeni sağlık riskleriyle karşı karşıya bulunmaktadır (1).

AB üyesi 27 ülke ile Norveç ve Türkiye’den elde edilen verilere dayanan yıllık raporda, giderek çeşitlenen ve çoğu zaman yüksek etki gücüne veya saflığa sahip maddelerin yaygın şekilde bulunması ve kullanılmasının halk sağlığı açısından oluşturduğu risklere dikkat çekmektedir. Yeni esrar ürünleri piyasaya çıkmaya devam ederken, satışa sunulan opioid ve uyarıcı madde çeşitliliği de artmaktadır. Birden fazla maddenin birlikte kullanımı (polimadde kullanımı) yaygınlığını korumakta; kullanıcılar riskleri artıran ve müdahale süreçlerini zorlaştıran biçimlerde farklı maddeleri bir arada tüketmektedir. Avrupa’nın bu karmaşık sorunlarla etkili şekilde mücadele edebilmesi, hizmet sunum sistemlerinin güçlendirilmesine ve önleme, tedavi, zarar azaltma ile sosyal yeniden entegrasyon alanlarında sürdürülebilir yatırımlar yapılmasına bağlıdır.

Yeni psikoaktif maddeler (NPS) Avrupa’da hâlen yaklaşık haftada bir yeni madde tespit edilecek hızda ortaya çıkmaktadır. 2025 yılında Avrupa’da ilk kez bildirilen 50 yeni psikoaktif madde ile birlikte EUDA tarafından izlenen toplam madde sayısı 1.050’ye ulaşmıştır. Bu maddeler arasında, ölümcül zehirlenme riskini artıran güçlü yeni sentetik opioidler de bulunmaktadır.

Nikotin içeren ürünlerin elektronik sigara veya buharlaştırıcı cihazlar aracılığıyla kullanımı, Avrupa’daki genç nüfus arasında madde kullanımının yaygın bir unsuru hâline gelmiştir (ESPAD, 2024). Bunun yanında, sentetik ve yarı sentetik esrar türevleri gibi farklı maddeler içeren elektronik sigara ürünlerine de AB üyesi ülkelerde el konulmuştur. Bu durum, söz konusu cihazların gelecekte yeni sentetik opioidler dâhil olmak üzere diğer zararlı maddelerin tüketiminde bir araç hâline gelebileceği yönünde endişeleri artırmaktadır.

Rapor, sağlık üzerindeki olumsuz etkiler ve sosyal kırılganlıkların yanı sıra, uyuşturucu piyasalarının Avrupa’nın güvenliği üzerindeki etkilerine de dikkat çekmektedir. Uyuşturucu bağlantılı tehdit ve şiddet olayları önemini korurken, suç örgütlerinin savunmasız gençleri uyuşturucu kaçakçılığında ve şiddet eylemlerinde kullanmak üzere istismar etmeleri ve örgütlerine katmaları ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir.

Öte yandan kaçakçılık ağları, kolluk kuvvetlerinin müdahalelerine hızla uyum sağlamaktadır. Avrupa’nın büyük limanlarında yürütülen yoğun operasyonların ardından suç örgütleri, tespit edilmemek amacıyla güzergâh ve yöntemlerini çeşitlendirmiştir. Daha küçük limanların kullanılması, yüksek hızlı tekneler ve diğer deniz araçlarıyla açık denizde yük transferleri yapılması, denizaltılar, insansız hava araçları ve gelişmiş gizleme yöntemlerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu gelişmeler kaçakçılığın tespit edilmesini zorlaştırmakta ve kolluk kuvvetleri ile gümrük idareleri üzerindeki yükü artırmaktadır.

Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleye yönelik yeni AB Uyuşturucu Stratejisi ve Eylem Planı ile uyuşturucu öncül maddelerinin izlenmesi ve kontrolüne ilişkin önerilen yeni düzenlemeler, Avrupa Birliği’nin değişen uyuşturucu olgusuna karşı geliştirdiği kapsamlı yaklaşımın temel unsurlarını oluşturmaktadır.

Avrupa Komisyonu İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etmiştir: “Avrupa Uyuşturucu Raporu, uyuşturucu kullanımının insan üzerindeki ağır bedelini gözler önüne sermektedir. Son yıllık verilere göre en az 7.600 kişi aşırı doz nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Tehlikeli yeni ürünlerin piyasaya sürülmesini engellemek ve yasa dışı kaçakçıların faaliyetlerini sona erdirmek için tüm imkânlarımızı kullanmalıyız. AB Erken Uyarı Sistemi sayesinde yeni eğilimleri erken aşamada tespit ediyoruz. Uyuşturucu kaçakçılığına karşı hazırladığımız Eylem Planı ile Avrupa makamlarına net bir yol haritası sunduk. Uluslararası iş birliğini güçlendirerek bu suç ekonomisine karşı küresel bir mücadele cephesi oluşturuyoruz.”

EUDA İcra Direktörü Dr. Lorraine Nolan ise şu değerlendirmede bulunmuştur: “Uyuşturucu piyasaları hızla değişirken, Avrupa sokaklarında bulunan maddelerin çeşitliliği giderek daha öngörülemez hâle gelmektedir.
Bu durum riskleri artırmaktadır; insanlar çoğu zaman farkında olmadan yüksek etki gücüne sahip maddeler kullanabilmektedir. Güvenilir verilerin önemi bugün her zamankinden daha fazladır. Avrupa Uyuşturucu Raporu, politika yapıcıların, uygulayıcıların ve toplumların hazırlıklı olabilmesi için gerekli kanıta dayalı bilgileri sunmaktadır. Aynı zamanda EUDA, Avrupa vatandaşlarını daha iyi korumak ve etkili müdahaleleri desteklemek amacıyla izleme ve hazırlık sistemlerini güçlendirmektedir. Dengeli bir yaklaşım büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım hem arz hem de talep boyutunu ele almalı; bilimsel temellere dayanırken insan hakları ve halk sağlığı odaklı olmalıdır.”

Esrar: Değişen Kaçakçılık Rotaları, Daha Güçlü Ürünler ve Yeni Sağlık Riskleri

Yasa dışı esrar arzına ilişkin güzergâhlar ve kaçakçılık yöntemleri değişmektedir. Özellikle Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nden, daha sınırlı ölçüde ise Tayland’dan Avrupa’ya kaçırılan kenevir miktarında artış gözlenmektedir. Kuzey Amerika kenevir piyasasında yaşanan aşırı üretim, fiyat düşüşleri ve yoğun rekabet, daha ucuz ve daha yüksek etki gücüne sahip ürünlerin fazlalık oluşturmasına yol açmıştır.

Kanada’dan Avrupa’ya gönderilen sevkiyatlar çoğunlukla deniz konteynerlerinde gizlenirken, ABD kaynaklı sevkiyatlar daha çok posta trafiğinde tespit edilmektedir. Büyük limanlarda gerçekleştirilen yakalamalar bu eğilimi açıkça göstermektedir. 2025 yılında Rotterdam ve Antwerp limanlarının her birinde yaklaşık 21 ton kenevir ele geçirilmiş, bu ürünlerin büyük bölümü Kanada menşelidir. Bu gelişmelerle birlikte sağlık açısından yeni endişeler de ortaya çıkmaktadır. EUDA, 2025 yılında Avrupa Uyuşturucu Uyarı Sistemi aracılığıyla Kuzey Amerika kaynaklı esrar ürünlerine ilişkin ilk risk bildirimini yayımlamış ve potansiyel olarak zararlı pestisit kalıntılarına dikkat çekmiştir. Bu durum, hedefe yönelik müdahalelerin ve uluslararası iş birliğinin sürdürülmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Esrar Avrupa’da en yaygın kullanılan yasa dışı uyuşturucu olmaya devam etmektedir. Son bir yıl içinde yaklaşık 24,9 milyon Avrupalı yetişkinin (15-64 yaş) esrar kullandığı tahmin edilmektedir. Daha güçlü ve daha çeşitli esrar ürünlerinin yaygınlaşması sağlık risklerini artırmakta ve müdahale süreçlerini daha karmaşık hâle getirmektedir. Avrupa’da uyuşturucu tedavisine başvuran kişilerin yaklaşık üçte biri (%33) esrar nedeniyle tedavi almaktadır.
Bu oran, 2024 yılında yaklaşık 104.000 kişiye karşılık gelmektedir. Bunların 62.000’i ise ilk kez tedavi hizmetine başvurmuştur. Yüksek etki gücüne sahip ürünler, özütler ve yenilebilir ürünler dâhil olmak üzere esrar kullanımının, acil servis başvurularıyla ilişkilendirildiği bildirilmektedir. Ayrıca esrar ürünlerine güçlü sentetik kannabinoidlerin karıştırılması ve yarı sentetik kannabinoidlerin yaygın şekilde bulunması sağlık zararları riskini artırmaktadır. Bu maddelerin elektronik sigaralar ve yenilebilir ürünler aracılığıyla satılması, özellikle yeni ve daha genç kullanıcı gruplarına ulaşabileceği yönünde kaygı yaratmaktadır.

Avrupa’da esrar politikaları da değişim sürecini sürdürmektedir. Bazı AB üyesi ülkeler eğlence amaçlı esrar kullanımına ve arzına ilişkin yaklaşımlarını değiştirmiş veya gözden geçirmektedir. Bu düzenlemeler farklı geliştirme ve değerlendirme aşamalarında olup ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Çekya, Almanya, Lüksemburg ve Malta sınırlı miktarda evde yetiştiriciliğe izin vermektedir. Almanya ve Malta denetime tabi yetiştirme derneklerinin üyelerine kâr amacı gütmeyen satışlara izin verirken Hollanda, denetime tabi tesislerde üretilen ve kahve dükkanları aracılığıyla satılan esrarla ilgili bir pilot uygulama sürdürmektedir. EUDA, Avrupa Kenevir Politikası Araç Seti aracılığıyla tüm kenevir politikalarının karşılaştırılabilir şekilde izlenmesini ve değerlendirilmesini teşvik ederek politika yapıcılara destek sağlamayı amaçlamaktadır.

Opioidler: Yeni Sentetik Opioidler Halk Sağlığını Tehdit Ederken Eroin Piyasası Direncini Koruyor

Opioidler, çoğunlukla diğer maddelerle birlikte kullanıldığında, Avrupa’da uyuşturucu kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmaya devam etmektedir. EUDA tahminlerine göre, 2024 yılında Avrupa Birliği’nde en az 7.600 kişi aşırı doz nedeniyle hayatını kaybetmiştir ve bu ölümlerin büyük bölümü birden fazla maddenin birlikte kullanımını içermektedir.

Bazı ülkelerde eroin dışındaki opioidler, yüksek etki gücüne sahip sentetik opioidler, opioid agonist tedavi ilaçları ve ağrı kesici ilaçlar, aşırı doz ölümlerinin önemli bir kısmında tespit edilmektedir. Yeni sentetik opioidler endişe kaynağı oluşturmaktadır. Çoğu yüksek etki gücüne sahip olan bu maddelerden 95’i 2009 yılından bu yana Avrupa’da tespit edilmiştir. Sadece 2025 yılında AB Erken Uyarı Sistemi’ne nitazenler ve orfinler de dâhil olmak üzere 7 yeni sentetik opioid bildirilmiştir. Nitazen içeren ve oksikodon veya diazepam gibi reçeteli ilaçları taklit eden sahte ilaçlara ilişkin bildirimler de giderek artmaktadır. Nitazen içeren tabletlere yönelik yakalamalar dikkat çekici biçimde yükselmiş; 2022 yılında 380 adet olan sayı, 2023 yılında 23.000’e ve 2024 yılında 10 ülke tarafından bildirilen 50.000’in üzerine çıkmıştır. Bu tür tabletlerin, opioid toleransı bulunmayan kişiler ve gençler arasında yayılabileceğine ilişkin ciddi endişeler bulunmaktadır. EUDA, analiz kapasitesini artırmak ve sahadan daha hızlı bilgi elde etmek amacıyla adli ve toksikolojik laboratuvarlardan oluşan bir ağı koordine etmektedir. Kurum ayrıca, 2025 yılında Baltık ülkelerinde yüksek etki gücüne sahip sentetik opioidlere ilişkin yapılan değerlendirmenin ardından, Avrupa’da ortaya çıkan yeni sentetik opioidlere yönelik kapsamlı bir tehdit değerlendirmesi hazırlamaktadır.

Çin’in Temmuz 2025’te nitazenlere yönelik kapsamlı yasak kararı alması, piyasanın alternatif opioid maddelere yönelmesine neden olabilir. Avrupa’da özellikle orfin grubundaki maddelere ilişkin bildirimlerde artış gözlenmektedir. 2024 yılından bu yana 9 yeni orfin türevi tespit edilmiş olup, bunlardan 2’si (cychlorphine ve spirochlorphine) Avrupa Birliği düzeyinde inceleme altına alınmıştır. Haziran 2024 ile Ocak 2026 arasında orfinlerle bağlantılı 18 ölüm vakası bildirilmiştir.

Yüksek etki gücüne sahip sentetik opioidlerden biri olan fentanil bağlantılı ölümler de dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir. Bulgaristan’da 2024-2025 döneminde bildirilen uyuşturucu kaynaklı ölümlerin 100’den fazlası fentanille ilişkilendirilmiştir. Opioid sorunlarıyla mücadelede ve opioid piyasasında yaşanabilecek değişimlere karşı hazırlıklı olunmasında; opioid agonist tedavilerine erişimin artırılması, iğne-enjektör değişim programlarının yaygınlaştırılması ve evde kullanılabilen nalokson (THN) programlarının geliştirilmesi temel öneme sahiptir. Bu kapsamda, 2025 yılı itibarıyla Avrupa’da 19 ülke THN programları uygulamaktadır.

Öte yandan Avrupa eroin piyasası dayanıklılığını korumaktadır. Kaçakçılık ağlarının gelişmiş işleme ve uyuşturucu maddelerin birbirine karıştırılarak kullanılması yöntemlerinin kullanması ile Afganistan’daki büyük afyon stoklarını stratejik şekilde yönetmesi, Taliban’ın 2022 yılında uygulamaya koyduğu yasak sonrasında haşhaş ekimi ve afyon üretiminde yaşanan keskin düşüşün etkilerini önemli ölçüde hafifletmiştir. 2025 yılında Afganistan’da yaklaşık 12.000 ton afyon stokunun bulunduğu tahmin edilmektedir. Aynı zamanda üretim farklı bölgelere kaymaktadır. Pakistan, 2025 yılında 9.000 hektardan fazla haşhaş ekim alanıyla önemli bir afyon ve eroin kaynağı hâline gelmiş; Myanmar’da ise haşhaş ekim alanları 45.000 hektarı aşarak son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

Kokain: Artan Zararlar, Crack Kullanımı ve Değişen Kaçakçılık Yöntemleri

Rapora göre kokain kullanımı Avrupa genelinde yüksek seviyesini korumaktadır. Son bir yıl içinde yaklaşık 4,3 milyon Avrupalı yetişkinin (15-64 yaş) kokain kullandığı tahmin edilmektedir. Kokain kullanımının coğrafi yayılımı genişlerken, yol açtığı zararlar da artmaktadır. Atık su analizleri, verisi bulunan 85 şehrin 48’inde (%57) 2024-2025 döneminde kokain kalıntılarında artış olduğunu göstermektedir. Kokain nedeniyle tedaviye başvuran kişi sayısı artmaya devam etmektedir. Kokain, 2024 yılında ilk kez uzmanlaşmış uyuşturucu tedavi hizmetlerine başvuran kişiler arasında en yaygın ikinci yasa dışı uyuşturucu madde olmuştur. Yaklaşık 37.000 kişi kokain kullanımına bağlı sorunlar nedeniyle ilk kez tedaviye başvurmuş olup bu sayı 2018 yılına göre %39 artış göstermiştir. Toplamda ise yaklaşık 74.000 kişi tedavi başvurusunda temel madde olarak kokaini bildirmiştir.

2024 yılına ilişkin 20 ülkeden elde edilen veriler, uyuşturucu kaynaklı ölümlerin %27’sinden fazlasında kokainin rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca kokain, acil servislerde bildirilen vakalar arasında en sık karşılaşılan madde olmuş ve vakaların %26’sında tespit edilmiştir. Enjeksiyon yoluyla kullanım ve opioidlerle birlikte kullanım gibi yüksek riskli tüketim biçimleri, şırınga kalıntısı analizleri ve uyuşturucu tüketim odalarından elde edilen verilerle doğrulanmaktadır.

Crack kokain kullanımı, özellikle sosyal açıdan dezavantajlı gruplar arasında birçok Avrupa kentinde görünür ve giderek büyüyen bir sorun hâline gelmektedir. Bu durumun, kokainin yaygın bulunabilirliği ve toz kokainin yerel düzeyde kolaylıkla crack forma dönüştürülebilmesiyle ilişkili olduğu değerlendirilmektedir. 2024 yılında yaklaşık 11.400 kişi crack kokain kullanımına bağlı sorunlar nedeniyle tedavi hizmetlerine başvurmuştur. Bu sayı 2023 yılında 9.900 iken, 2024 yılında önemli ölçüde artmıştır. Başvuranların 4.300’ü ise ilk kez tedavi hizmeti almıştır. Crack kokain kullanımı, ciddi sağlık ve sosyal sorunlarla karşı karşıya olan bu kullanıcı grubunun ihtiyaçlarına yanıt vermeye çalışan zarar azaltma ve tedavi hizmetleri üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturmaktadır. Kokain kullanımına yönelik tedavi hizmetleri ağırlıklı olarak psikososyal müdahalelere dayanmaktadır. Bununla birlikte olası farmakolojik tedavilere ilişkin araştırmalar da sürmektedir (örneğin #ScaleUp projesi). EUDA Tehdit Değerlendirme Sistemi, crack kokain kullanımında ve buna bağlı zararlarda olası artışları incelemektedir.

Yıllar boyunca rekor seviyelerde gerçekleşen kokain yakalamalarının ardından, Avrupa’da ele geçirilen kokain miktarı 2024 yılında 330 tona gerilemiştir. Bu miktar 2023 yılında 419 ton olarak kaydedilmiştir. Buna karşılık yakalama sayısı artmış ve 2024 yılında 97.000’e ulaşmıştır (2023: 95.000). Bu durum, kaçakçıların tespit edilmemek amacıyla daha küçük ve parçalı sevkiyat yöntemlerine yöneldiğine işaret etmektedir. Büyük deniz limanları üzerinden yapılan sevkiyatlar arzın yüksek düzeyde kalmasını sağlarken, kaçakçılık güzergâhları ve yöntemlerinde çeşitlenme gözlenmektedir. Daha küçük limanların kullanılması, gelişmiş gizleme teknikleri ve açık denizde gerçekleştirilen transferler giderek yaygınlaşmaktadır.

Kokain ürünlerinin yasa dışı işlenmesi de Avrupa içerisinde gerçekleşmektedir. Bu faaliyetlerin merkezi büyük ölçüde Hollanda’dır. 2024 yılında altı AB üyesi ülke tarafından kokain üretimiyle bağlantılı en az 42 imalathane imha edilmiştir. Bu imalathaneler arasında plastik gibi materyaller içerisinde kimyasal olarak gizlenmiş kokainin yeniden ayrıştırıldığı laboratuvarlar da bulunmaktadır. Bu gelişmeler, gümrük ve kolluk kuvvetlerinin giderek daha karmaşık tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve kurumlar arası ile sınır ötesi iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Ketamin: Yasa Dışı Piyasaya Yönelen Arz ve Artan Sağlık Riskleri

Anestezi ve ağrı tedavisinde kullanılan temel bir ilaç olan ketamin, Avrupa’da giderek daha fazla psikoaktif amaçlarla kötüye kullanılmaktadır. Genel kullanım düzeyi hâlen görece düşük olmakla birlikte, özellikle gençler ve gece hayatı çevrelerinde kullanımı yaygınlaşmaktadır. Ketamin çoğunlukla toz hâlinde burundan çekilerek tüketilmektedir. Ketamin kullanımına bağlı sağlık riskleri akut zehirlenmelerden, yoğun kullanımla ilişkili ciddi mesane hasarlarına kadar uzanmaktadır.

Çeşitli göstergeler ketaminin Avrupa uyuşturucu piyasasında giderek daha kalıcı bir yer edindiğini göstermektedir. 2024 yılında Avrupa Uyuşturuculara İlişkin İnternet Araştırması’na katılan ve son bir yıl içerisinde uyuşturucu kullandığını bildiren kişilerin %14’ü ketamin kullandığını belirtmiştir. Kullanım çoğu zaman alkol veya MDMA gibi diğer maddelerle birlikte gerçekleşmektedir. Atık su analizleri de benzer bir eğilime işaret etmektedir. Verisi bulunan 66 şehrin 40’ında 2024-2025 döneminde ketamin kalıntılarında artış kaydedilmiştir.

Ketamin kullanımının sağlık hizmetleri üzerindeki etkileri de giderek hissedilmektedir. Ketamin kaynaklı sorunlar nedeniyle uzmanlaşmış tedavi hizmetlerine başvuran kişi sayısı hâlen düşük olmakla birlikte son yıllarda dört kat artmıştır. 2019 yılında 413 olan başvuru sayısı, 2024 yılında 1.796’ya yükselmiştir. Vakaların büyük bölümü altı AB üyesi ülkede bildirilmekte olup, bu durum söz konusu ülkelerde ketaminin daha uzun süredir bulunabilir olması ve yasa dışı kullanımın daha yaygın olmasıyla ilişkilendirilmektedir. Tedavi hizmetlerine erişim Avrupa genelinde eşit düzeyde değildir. Bu durum, ketamin kullanımının sağlık risklerinin farkında olmayan gruplara yönelik hedefe odaklı önleme çalışmaları, risk iletişimi faaliyetleri ve uygun tedavi hizmetlerinin geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Avrupa’da yasa dışı piyasada ele geçirilen ketaminin büyük bölümü, özellikle Hindistan’daki yasal farmasötik üretim kaynaklarından gelmektedir. Ketamin Avrupa Birliği’ne yasal yollarla, ağırlıklı olarak Almanya üzerinden ithal edilmekte, daha sonra yasa dışı kanallara yönlendirilmektedir (bkz. EUDA araştırması). Yasal tedarik zincirleri ile yasa dışı dağıtım ağlarının bu şekilde kesişmesi, halk sağlığı kurumları, düzenleyici otoriteler ve kolluk kuvvetleri açısından yeni zorluklar yaratmaktadır.

EUDA Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Franz Pietsch, rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer vermiştir: “Avrupa Uyuşturucu Raporu, Avrupa’daki uyuşturucu olgusuna ilişkin yıllık bir görünüm sunmakta ve politika geliştirme ile müdahale süreçlerinin şekillendirilmesinde önemli bir dayanak oluşturmaktadır. Otuz yılı aşkın süredir karar vericilere ve uygulayıcılara bilimsel temelli ve güvenilir analizler sağlayan rapor, kanıta dayalı politika oluşturma süreçlerine katkı sunmaktadır. Uyuşturucu piyasalarının sürekli değişim gösterdiği günümüzde rapor, yalnızca mevcut eğilimleri ve sorunları ortaya koymakla kalmamakta, aynı zamanda gelecekte karşılaşılabilecek tehditlere yönelik hazırlık çalışmalarına da ışık tutmaktadır. Bu yılki rapor, EUDA’nın bilimsel araştırmalar, gelişmiş izleme sistemleri ve güçlendirilmiş risk değerlendirme mekanizmaları aracılığıyla Avrupa Birliği üyesi ülkelere sağladığı katkıyı ve bu alandaki hazırlık kapasitesinin artırılmasına yönelik rolünü açık biçimde ortaya koymaktadır.”

Spotlight

Top